<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>islamdefteri.Net - Köşe Yazıları için özet akışı..</title><link>http://www.islamdefteri.net</link><description>abone konusu eklenir</description><webMaster>islamdefteri@hotmail.com</webMaster><copyright>Copyright © 2008 islamdefteri.net Her hakkı saklıdır.</copyright><language>tr-TR</language><item><title>Özgün Bir 2009 Duası</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=38</link><description>Dua, ihtiyacımızın giderilmesi için kullandığımız bir araç değildir. Aksine, ihtiyaçlarımız dua etmemizi sağlamak için yaratılmış araçlardır.Yeni yılın ilk günü de, azami beklenti içinde olduğumuz gündür. On gün sonra geçer. Fırsat bu fırsat o zaman. Bugün, iğneden ipliğe her şeyi sadece O'ndan isteyebileceğimizi hatırlama ve bütün arsızlığımızla isteme günü olsun. Hadi isteyelim...Allah'ım, 2009'da bana, sevdiklerime, dostlarıma ve bizatihi düşmanlarıma, 'huzur' ver. Ama ben dahil hiçbirimizi huzur içinde gevşeyip tembelleşenlerden etme.Ben konfor severim Allah'ım, sıcak severim en çok. Sıcak su, sıcak ev, sıcak havlu. Bunların neye mal olduğuna, ne pahasına bunlara sahip olduğumuza ilişkin bir vicdan azabından mahrum etme bizi. Ve dahi, bütün bunlar olmadan yaşama kudreti ver ki, sıra bunları yoksullarla paylaşabilmeye geldiğinde, o gün geldiğinde, hızla başka argümanlar geliştirip geri geri seğirtmeye kalkan kofti adamlardan olmayalım.Dünyanın zavallı bölgelerindeki işgalcilere 'sağ...</description><author>editor</author><category>Okunma: 547</category><pubDate>16-Oca-2009 10:15:35</pubDate></item><item><title>İslamiyet kadına değer veriyor mu ?</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=37</link><description>Yahudilerin her sabah ettikleri dua şudur: Ezeli İlahımız, kainatın kralı, beni kadın yaratmadığın için sana hamd olsun. Son günlerin konusu: İslamiyetin kadına değer vermediği... Bu hükme dört elle sarılan kışkırtıcılara tavsiye... mert insanlar iseler Böyle bir dua yoktur desinler, bekliyoruz. ... Batı medeniyeti, Eski Yunan telakkileri üzerinde yeşermiştir. Avrupalı, her alanda Yunan düşüncesini temel alır. Yunanlı, kadına köle muamelesi yapardı. Kocaların, kadınları istediği zaman dövme hakkı vardı. Bu kadarla kalsa iyi. Karısını başka birine hediye etme hakkı da vardı. Kadına miras yasaktı. Belki merak edip incelerler diye hatırlattık. ... Gene Eski Yunanda, yani Batı hayranlarınca medeniyet beşiği zannedilen Yunan'da en büyük küfür, birisine kadın diye hitap etmekti. Kadın, bütün rezilliklerin anası sayılıyordu. Hesiodos şöyle der: Zeus, kadınları erkeklere baş belası olarak yarattı. O kadınlar ki işleri güçleri kötülüktür.Yunanlı kadının kötü olduğuna o derece inanmıştı ki, erke...</description><author>editor</author><category>Okunma: 982</category><pubDate>17-May-2008 14:50:46</pubDate></item><item><title>Kızı öpmeden önce.</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=36</link><description>Tam evet bu ülke değişti, belirli bir mesafe kaydetti diyorsun, o da ne? Türkiye hiç orada değilmiş ve hiçbir zaman da olmamış gibi davranmaya başlıyor.Rencide edilmiş, dudakları sinirden titreyen bir kadına dönüşüyor. Üstüme iyilik sağlık diye bağıran, ayakkabısının topuğunu kafanıza geçirmesine ramak kalmış bir kadına. Güzel ama çok kaprisli, hem seçici hem ulaşılabilir, mazbut ama 'bir şeyler yaşaması gerektiğinin biyolojik ve çevresel baskısı altında', 30'larında ve arafta, bir yandan çok aile kızı bir yandan fena halde cüretkâr bir kadın bu, Türkiye. Sen, demokrat; her dem hep bir mesafe kat edildiğini artık bir noktaya gelindiğini düşünen siyasetçi, milletvekili, oy alan, oy veren, okuyucu, düşünen ve yazan olarak hep o 'adam'ın rolünü üstlenmekle sınanıyorsun. Yeterince yeşil ışık aldığı için adım atan, aşkının karşılıklı olduğunu düşündüğü için bir hamlede bulunan ve bir anda 'her şeyi yanlış anlamış' bir enayi ya da 'sapık' konumuna düşen, elinde çiçek, en ağırından 'fordçu' m...</description><author>editor</author><category>Okunma: 758</category><pubDate>05-May-2008 09:58:50</pubDate></item><item><title>Vicdanların Sesi</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=35</link><description>Vicdanlarının sesini titizlikle dinleyenlerİnsan, kendisine daima kötülüğü emreden bir sesle, nefsiyle, birlikte yaratılmıştır. Ancak bu sesin yanı sıra, yine nefsine ilham olunan ve ona kötülüklerden sakınmayı telkin eden, kendisini sürekli olarak doğruya ve iyiye çağıran şaşmaz bir ses daha vardır. Nefisteki bu doğruya yönelten sese de “vicdan” adı verilir. Allah insanın nefsindeki bu iki özelliği bize ayetlerde şöyle tanıtır: Nefse ve ona ‘bir düzen içinde biçim verene’, Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır. (Şems Suresi, 7-10) Ayette belirtildiği gibi Allah insana nefsinin kötülüklerinden sakınmayı ilham eder. Allah’ın bu ilhamı, kişinin vicdanı vasıtasıyla olur. Dolayısıyla vicdan, bir anlamda mümini doğruya, güzel olana çağıran Allah’ın sesidir. Bu nedenle de vicdan, aynı zamanda kamil ima...</description><author>editor</author><category>Okunma: 873</category><pubDate>05-May-2008 09:53:24</pubDate></item><item><title>İmtihan dünyası</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=34</link><description>Bir çocuk annesiyim. 4 yıllık evliyim. Eşim ile aynı okuldan mezunuz. Severek evlendik ama bu yüzden ilk yılımız berbattı. Eşimin kız kardeşleri bana dünyayı dar ettiler ve İstanbul’a taşındık. Benim için zor günlerdi ve izi kaldı. Herkesçe sakin bilinen ben sinirli biri olup çıktım. Şimdi 3 yaşındaki oğlum sorun... Ona tahammül edemiyorum. Bebekkenİstanbul’da akşama kadar sürekli ağlayan bir çocukla yalnız kaldım. İlk 5 ay ağladı hep. Doktora gittik kaç kere ama sapasağlam. Yakınlarım bunu zor, kötü bir hamilelik geçirmeme bağlıyorlar. Şimdi de hiperaktif denecek kadar yaramaz. Ben öğretmenim, öğleye kadar eşim bakıyor. Ama ev işi temizlik gibi şeylere yaramazlıkları da eklenince kendi çocuğumdan soğuma noktasına geldim. Bağıran, arada bir çocuğunun kaba etine vuran sevmediğim bir anne tipine dönüştüm. Kendimden nefret eder hale geldim. Kendimi hep yetersiz hissediyorum, bun da eşimin ve özellikle ailesinin beni beceriksiz ve pasaklı görmesinin büyük etkisi var. Şimdi sizden tavsiye i...</description><author>editor</author><category>Okunma: 2475</category><pubDate>05-May-2008 09:51:05</pubDate></item><item><title>Cennetten özel bir saray siparişi</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=33</link><description>Ebvveeucirc; Musanın (r.a.) rivayet ettiği hadis-i şerife göre Efendimiz (asm), Cenâb-ı Haktan naklederek buyurmuşlardır ki: “Bir kulun çocuğu öldüğü zaman Cenâb-ı Hak meleklerine, ‘Kulumun biricik evlâdının ruhunu aldınız mı?” diye sorar. Melekler, “Evet” derler.Cenâb-ı Hak, “Demek kulumun ciğerparesinin ruhunu aldınız” buyurur.“Evet.”“Peki, kulum ne dedi?”“Sana hamd etti ve ‘İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi racivveeucirc;n=Biz Allah’tan geldik ve Ona dönüyoruz’ dedi.” Bunun üzerine Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: “Öyleyse kulum için Cennette bir saray yapın ve adını da hamd Sarayı koyun.”1Kulun yaptığı iş zor iş ve aldığı mükâfat da o ölçüde büyük: Cennette Hamd Sarayı.Çetin imtihandır evlât imtihanı. Güçlü iman gereği, ciğerparelerinin vefatlarında, “Bu yavru Halıkımın benim nezaretime verdiği sevimli bir mahlvveeucirc;ku idi. Bir emanetti. O verdi. Şimdi de hikmeti gereği emanetini benden aldı, daha iyi bir yere götürdü. Benim o emanette bir hissem varsa, hakikî bin hisse Onun Hâlık’ına aitt...</description><author>editor</author><category>Okunma: 832</category><pubDate>16-Nis-2008 09:39:13</pubDate></item><item><title>Anlatmak o kadar zor ki</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=31</link><description>Gençler arasında itiş-kakış başlayınca içimde hiç de uyanmasını istemediğim hüzün bloklarının titreştiğini hissederim. Anlatmak lazım, ama nasıl? Aksiyon dizileriyle olmaz bu. Başlangıçta hiç olmamış dediğim, ama devam ettikçe bazı yerlerinin etkileyici ve güzel olduğunu kabullenmek zorunda kaldığım Hatırla Sevgili dizisi, düşündüğüm gibi olsaydı da, o anlatma işini başaramazdı. Çünkü bunun için derinlemesine tahliller gerekir. Öyle tahliller ki; aksiyon mantığının bugünkü çarpıcılık tekniğini aşsın ve düşündürerek o verilen hikâyeyi okuyanlar (izleyenlere) tamamlatsın. Yani oturup etkilenmeyi bekleyenleri yakalamayı ön plana almayan, müştereken anlamayı samimiyetle benimseyen bir tahkiyeye ihtiyaç var. Hüzün Yağmuru'nda bunu yapmaya çalışmıştım ama; yoğunluğun çok fazla oluşu, buna bilerek katlanışım, bazı yolları ve kapıları açmamı engelledi.Gençler kabadayılığı severler! Amiyane bir ifadedir ama doğrudur ve gençlerin bu hali, fıtratlarının değil, kendilerine yapılan telkinlerin eser...</description><author>editor</author><category>Okunma: 800</category><pubDate>16-Nis-2008 09:37:05</pubDate></item><item><title>Modern kadın ya da potansiyel kurban</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=30</link><description>Pippa Bacca'nın barış yolculuğu ölümle sonuçlandı. Saldırgan tecavüz etmekle yetinmemiş, suçunu gizlemek için Pippa'yı boğarak öldürmüştü. Hep rastlanılageldiği şekilde. Gebze belediye başkanı, Pippa Bacca adına anıt dikme sözü vermiş. Cenazesini uğurlayan feminist dernek ve ÖDP sözcüleri kadınların tecavüze uğrayıp öldürülmedikleri bir dünya için yükseltiyorlar seslerini. Yükseltsinler elbette. Fakat bir kere durup düşünelim: Bütün bunların Pippa'ya bir faydası var mı?Pippa öldürüldü ve onun gibi yetiştirilen; 'hayatın tekin bir yer olduğu' iyimserliği ve pembe gözlükleri ardında güvende olduğu zannıyla yaşayan yığınla kadın aynı tehditle yüz yüze. Ve ne yazık ki konuya ilişkin duyarlılığı takdir ve tebrik edilesi feminist kanaat önderleri, milletvekilleri ve dernekleri, ideal olana öykünmekle yetiniyor; 'realiteyi hesaba katmama inadından' milim taviz vermiyorlar. Bu inat genç kadınlara hiç de yardımcı olmuyor.Tecavüz ve tecavüzle tetiklenen cinayet Türkiye'de, Mısır'da; herhangi bir...</description><author>editor</author><category>Okunma: 273</category><pubDate>16-Nis-2008 09:35:32</pubDate></item><item><title>Cahiliyedeki yanlış kader anlayışı</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=29</link><description>Günümüzde insanlara, ‘Kader nedir?’ diye bir soru yöneltilse çok az kişiden doğru cevap gelecektir. Bu durum insanların kaderin tam olarak ne anlama geldiğini bilmediklerini göstermektedir. Kaderin gerçek anlamını bize her konuda doğruyu gösteren Kur’an’dan öğrenmemeleri, kaderi kavramanın kendilerine kazandıracağı rahatlık ve huzurdan da mahrum kalmalarına neden olmaktadır. Kader, Allah’ın yarattığı her canlının geçmişte yaptığı ve gelecekte yapacağı herşeyi, her hareketi, düşünceyi, konuşmayı en ince ayrıntısına kadar bilmesi ve kontrol etmesidir. İnsanlar daha doğmadan, hayatları boyunca görecekleri ve yaşayacakları herşey Allah katında belirlenmiş ve planlanmıştır. Allah, herşeyi bir kader dahilinde yarattığını “Hiç şüphesiz, Biz herşeyi kader ile yarattık” (Kamer Suresi, 49) ayetiyle bildirmektedir. İnsan hayatı süresince Allah’ın kendisi için dilediği ve istediği olaylarla karşılaştığından, tamamen Allah’ın dilediği bir şekilde hayatını sürdürmektedir. Allah bu gerçeği bize şöyle...</description><author>editor</author><category>Okunma: 719</category><pubDate>16-Nis-2008 09:29:17</pubDate></item><item><title>Acele iş ve şeytan</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=28</link><description>Benim iki tane dostum var. Onları çok seviyorum. Üç senedir beraberiz. Bu sene de öğrenci olduğumuzdan dolayı aynı evde ve aynı okuldayız. Ama ilişkilerimiz değişmeye başladı. Mesela buraya gelmeden önce X arkadaşımla daha iyi geçiniyorduk. Y ile kafalarımız fazla uyuşmuyordu ama şimdi tam tersi oldu ve ben X ile geçinemiyorum. O bana çok donuk bakıyor. Aramızda doğru düzgün bir muhabbet bile kalmadı. Ben bunu X ile de konuştum. Oturup güzelce anlattım ama olmadı. Değişen bir şey olmadı. Bu konuyu Y ile de konuştum o da aynı düşünüyor. Ben çok üzülüyorum. Dostluğumuzun bitmesini istemiyorum. Ne yapmam gerekiyor? Daha doğrusu ne yapmamız gerekiyor? Lütfen bana cevap yazın. Acil olarak bekliyorum.Acele işe şeytan karışır. Arkadaşlarımızla aramız her zaman istediğimiz, planladığımız gibi olmayabilir. Çok sevdiğimiz dostumuzla bir bakmışız ki Allah muhafaza düşman oluvermişiz. Çok hoşuma giden bir söz vardır; Dostuna çok güvenme bir gün düşmanın olabilir, düşmanına kötü sözler söyleme bir ...</description><author>editor</author><category>Okunma: 401</category><pubDate>16-Nis-2008 09:26:33</pubDate></item><item><title>Gençler ve biz</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=27</link><description>Özellikli konular gelişigüzel tartışılmaz. Hatta bilinen anlamıyla hiç tartışılmamalı, gerekiyorsa bilgili, dikkatli, sabırlı ve samimi bir üslupla konuşulmalı, müzakere edilmeli. Mesela bazı dinî konular ve meseleler böyledir. Son zamanlardaki başörtüsü tartışmaları belki de ilk defa biz-onlar bunlar-ötekiler gibi ayrımlara çokça yer veren bir nitelik taşıdı. Üniversitelerde başörtüsü kullanımının serbest bırakılmasını bazı siyasi ve gayrimeşru hedefleri olan bir eylem gibi göstermek, aynı zamanda hasmane bir tutum gibi tanıtmak anlamına da gelir ve hedeflendiği söylenenleri koruma tepkisi uyandırır. O takdirde de, çok değer verdiğimiz ve üstüne titrediğimiz kardeşlik, hoşgörü, sevgi, arkadaşlık iklimi bundan dolaylı olarak zarar görür. Bugüne kadar bu toplumda tarih boyunca başları örtülü olanlarla olmayanlar arasında, hiçbir gerginlik, tatsızlık, ayrılık-gayrılık yaşanmadığını, aynı ailede bile farklıklar bulunmasının nasıl doğal karşılandığını herkes biliyor. Bu olgunluk hali, konu...</description><author>editor</author><category>Okunma: 287</category><pubDate>29-Şub-2008 22:23:14</pubDate></item><item><title>Büyük İslâm Alimi Abdülkadir Geylani</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=26</link><description>Asıl adı, Muhyiddin Ebu Muhammed bin Cengi Dost’dur. Hem seyyid, hem şerîfdir. 1078 yılında Geylan’da dünyaya geldi. Din eğitimine burada başladı. Abdülkadir Geylanî on sekiz yaşında Bağdad’a geldi. Buradaki meşhur alimlerden ders almak svveeucirc;retiyle hadîs, fıkıh ve tasavvuf ilimlerinde çok iyi yetişti. Hanbeli mezhebini seçerek fıkıhta bu mezhep üzerinde yoğunlaştı. İlim tahsilini tamamlayıp yetiştikten sonra, vaz ve ders vermeye başladı. Hocası Ebvveeucirc; Saîd Muhzvveeucirc;mî’nin medresesinde verdiği ders ve vazlarına gelenler medreseye sığmaz sokaklara taşardı. Bu sebeple, çevresinde bulunan evler de ilave edilmek svveeucirc;retiyle medrese genişletildi. Bu iş için Bağdad halkı çok yardımcı oldu. Zenginler para vererek, fakirler çalışarak yardım ettiler. Ebu Said medresesinde dersler verdiği sıralarda tasavvufla tanıştı. Uzun bir tasavvuf eğitiminden sonra Kadiri tarikatını kurdu. Abdülkadir Geylani hazretleri, bir müddet ders verip insanları irşad ettikten, hak ve hakikatı ...</description><author>editor</author><category>Okunma: 965</category><pubDate>29-Şub-2008 22:20:35</pubDate></item><item><title>Kim hoşlanır ki!</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=25</link><description>6 aydır nişanlı olduğum biri var. 5 aydır görüşemedik askere gittiğinden dolayı sadece telefonda görüşüyorduk. Her şey çok güzeldi, her şey yolundaydı askerden gelene kadar. Geldikten sonra ne oldu anlamadım. Aramızda hiç tartışma da geçmedi. Askerden geldiğinden beri 1 kere görüşebildik. 3 hafta oldu geleli ben bir çok kere aradım onu ama o beni bir kere bile aramadı. Belki askerlik psikolojisini atamadı diye yardımcı oldum, konuşmaya çalıştım ama bana hep yoğun olduğunu söyledi ve hiç aramadı. Ben de zamana bırakayım dedim ama 20 gün oldu bir kere bile aramadı çok üzülüyorum bu duruma ben ona fedakarlık göstermişken neden böyle yaptığını anlayamıyorum. Askerden gelen insanların ruh hallerinin belirsizliklerle dolu olması gayet normaldir. Bu nedenle sabırlı ve anlayışlı olmalısınız. Bu durumda ailelerin devreye girmesi mantıklı görünse bile ipleri gerip sonucu bitirmeye kadar vardırabilirler. Bu nedenle öncelikle nişanlınızın kendisini toparlamasını beklemeniz gerekiyor. Akabinde zate...</description><author>editor</author><category>Okunma: 415</category><pubDate>29-Şub-2008 22:17:51</pubDate></item><item><title>Millete saygı</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=24</link><description>Bugüne kadar muhalefet, sanki millete muhalefetmiş gibi bir renk taşıdı. Renk taşıdı deyişimin özel bir anlamı var, sıradan siyasi polemik sıfatlarından birini çağrıştırmasını istemem Çok eskiden beri böyle geldi. Bir tarihte Fatih Camii'nin önünde Millet Partisi'nin mitingi vardı. Aynı gün aynı yerde CHP'nin de mitingi varmış ve belirli bir saatte CHP'liler meydana gelip Millet Partisi'ni dinleyenleri oradan kovmak için eyleme başladılar. Çocuktum ve çok korkmuştum. Kim bunlar? diye sordum babama. Gülerek CHP dedi. vveeAcirc;detleri böyledir. Korkutmak, yıldırmak isterler. Kendisi gibi muhalefet saflarında olan Millet Partisi'ne bile tahammülleri yok. Bir türlü alışamadılar demokrasiye. Ve meydandan âdeta kaçtık! Hırçın, kızgın, kavgacı, ürkütücü bir örgüt kalabalığı idi gelenler. Millet Partisi'nin kürsüdeki hatibi tabii ki ağzına geleni söyledi: Mütegallibe siyasetinin militanlarısınız. Miting basmak size yakışır. Mesleğiniz meşrebiniz bu sizin... Az gittik uz gittik, ama (o açıdan)...</description><author>editor</author><category>Okunma: 364</category><pubDate>15-Şub-2008 12:11:27</pubDate></item><item><title>Charlie Wilson'un şakası</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=23</link><description>Amerikalılar, büyük olayların arkasında, becerikli ama zaaflarla dolu sıradan insan hikâyeleri görmeye bayılıyor. Charlie Wilson'un Savaşı adlı film de Afganistan'daki Sovyet işgali sırasında komünizme karşı direnen mücahitlere gizli yollardan silah ve finans desteği sağlayan Teksaslı Kongre üyesi Charlie Wilson'un 'gerçek yaşam öyküsü'; ancak onun öyküsüne gerçek demek, herhalde soğuk savaşın en önemli anı olan Afganistan deneyinin yanında soğuk bir şaka olabilir ancak Film, kadın, alkol ve uyuşturucu bağımlısı Charlie Wilson ile zaman zaman koruyucusu zaman zaman sevgilisi olan zengin Teksaslı kadın Joanne Herring'in, yanlarında CIA ajanı Gust Avrakotos da olduğu halde, mücahidleri silahlandırmak için verdikleri mücadeleyi anlatıyor. Sonuçta Sovyetlerin püskürtülmesi, bir yanda üç hırslı anti-komünistin; diğer yanda kendilerine gerekli silah temin edildiğinde büyük işler başaran Afganlıların başarısı olarak takdim ediliyor. Fakat bu başarının hayra vesile olmayacağı vurgusu da, iyi t...</description><author>editor</author><category>Okunma: 208</category><pubDate>15-Şub-2008 12:09:24</pubDate></item><item><title>Mikrodünyalardaki olağanüstü çeşitlilik</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=22</link><description>Bir çiftlik toprağının 0,5 hektarlık bir alanında yaklaşık olarak birkaç ton canlı bakteri, yaklaşık 1 ton mantar, 100 kg. tek hücreli protozoan hayvanı, yaklaşık 50 kg. maya ve aynı miktarda alg (suyosunu) olduğu hesaplanmıştır. Çok küçük alanlara muazzam çokluk yaratan Allah’tır. İnsanların haberlerinin dahi bulunmadığı okyanus diplerinde çok kalabalık bir canlılık veya hücrelerin içinde inanılmaz miktarda bilgi bulunmaktadır. Yerde ve gökte ne varsa Allah’a aittir ve O dilediği miktarı dilediği yerde yaratmaktadır. Elimizin altında kitaplar, dergiler, belgeseller bulunmasına rağmen, hâlâ varlığından bile haberdar olmadığımız milyonlarca canlı türü bulunmaktadır. Örneğin deniz ekolojistleri, denizlerin altında 10 milyon tür canlı yaşadığını tahmin etmektedirler. Öyle bir zenginlik yaratılmıştır ki, bir araştırmada 2100 metre derinlikteki okyanus tabanından alınan her 30x30 santimetrelik numunede 55-135 farklı tür bulunmuştur. Güney Avustralya açıklarındaki bir araştırmada ise, 10 met...</description><author>editor</author><category>Okunma: 214</category><pubDate>15-Şub-2008 12:04:17</pubDate></item><item><title> Çocuklarla inatlaşmayın</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=21</link><description>Benim 8 yaşında ilkokul 2. sınıfa giden bir oğlum var. Tek çocuk, derslerini yapmak istemiyor. O yüzden son zamanlarda başarı durumu iyi değil. Çok inat ediyor. Dersi bir sorun olarak görüyor. Dikkatsiz aynı zamanda. Bildiği soruyu bile yapamıyor ya da neden bilmiyorum. Çocuklarla inatlaşmamak gerekir. Ki kaldı ki hiçbir insanla inatlaşarak bir yere varamayız. İnatlaşmak yerine, çözüm yolları sunmalısınız. Hadi ders çalış, demek yerine, Şu anda bana yardımcı olabilir, babanın gömleğini ütüleyebilir, bahçedeki kuru yaprakları toplayabilir veya ders çalışabilirsin. Bunların hepsini yapacaksın. Hangisini hangi sırada yapacağına sen karar ver. Bu konuda kendi programını yap ve beni programınla ilgili bilgilendir. Bu şekilde plan ve program yapmasını sağladığınız taktirde hiçbir sorun yaşamazsınız. Bu söylediklerime benzer şeyleri yaptırmaya başlamalısınız. Görevleri, sorumlulukları olmalı. Aman evladım yorulmasın, aman şu olmasın, bu olmasın… derseniz, evladınıza zarar vermiş olursunuz. Ev...</description><author>editor</author><category>Okunma: 592</category><pubDate>15-Şub-2008 12:02:17</pubDate></item><item><title>Hatırla, Düşün, Şükret!</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=20</link><description>Gerçekten de bizim temel kültürümüzün içinde özel ve güzel bir sofra kültürümüz vardır. Bu kültür unutulmamalı, hatta yemek yiyip su içtiğimiz müddetçe bu kültür hayatımızda yaşamalı, yokmuş gibi bir ihmal ve ilgisizliğe de maruz kalmamalıdır... Böyle bir anlayış içinde baktığımızda görüyoruz ki, insanın yiyecek kadar iştiha duyması, bu iştihasını karşılayacak kadar da sofrasında nimet bulması her şeyden önce Allah’ın büyük bir lütuf ve ikramıdır. Çünkü yiyeceği var, ama iştihası yok. İştihası var, fakat bu defa da yiyeceği yok nice kimseler vardır bu âlemde. Öyle ise inanmış insanlar sofraya her oturuşta bu lütfu hatırlamalı, bu nimeti düşünmelidir. Yani yemek boyunca “zikir, fikir ve şükür” içinde olmalıdır. Sofrada böylesine bir zikir, fikir ve şükür içinde olunabilir mi? Alimlerimiz olunabileceğini şöyle anlatıyorlar. Diyorlar ki: -Yemeğe “Bismillah” diyerek başlamak zikirdir. Bu iştihayı verip, bu yiyeceği nasip eden Yaratan’ı düşünmek ‘fikir’dir. Yemek sonunda “Elhamdülillah” diy...</description><author>editor</author><category>Okunma: 339</category><pubDate>15-Şub-2008 11:22:05</pubDate></item><item><title>Hangi ilim farz?</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=19</link><description>“İlim öğrenmek her Müslüman üzerine farzdır.”1 Böyle buyuruyor Peygamberimiz (a.s.m.). Peki, neyi ne kadar öğreneceğiz? Hangi ilmi, ne ölçüde öğrenmemiz farz? Gerçekten her Müslümanın bilmesi ve uygulaması gereken sorular bunlar? Neleri öğrenmediğimizde Allah bunun hesabını sormaz bizden? Madem, Kıyamet gününde kişi öğrendiği ilimden de hesap verecektir. Öyleyse neyi ne kadar öğreneceğini bilmek zorundadır. Tek cümleyle ifade etmek gerekirse, Allah’ı, Peygamberi doğru olarak tanıyacak, dinî görevleri şartlarına uygun şekilde yapabilecek; haramı tanıyacak şekilde dinini öğrenmek zorundadır. Öncelikle İslâmın belirttiği şekilde sağlam ve eksiksiz bir imana sahip olmalıdır insan. Allah’ın ortağı, eşi, benzeri bulunmadığını, yardımcıya muhtaç olmadığını, bir; her an her yerde hazır, nazır ve mekândan münezzeh olduğunu bilmeli, zâtî ve sübutî sıfatlarını öğrenmeli, kısaca Kur’ân ve hadislerin tarif ettiği şekilde doğru bir Allah inancına sahip olmalıdır. Peygamberimiz de (a.s.m.) Onun elçis...</description><author>editor</author><category>Okunma: 791</category><pubDate>04-Şub-2008 10:18:23</pubDate></item><item><title>Yine mi gam yükünün kervanı geldi?</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=17</link><description>Yazılanların, söylenenlerin ağırlığına bakın. İnsanın ruhu kararıyor. Hiç mi huzurlu olamayacağız, şöyle sakin bir kafayla meselelerimizle uğraşma ve tadına vararak yorulma mutluluğu bizim insanımıza hiç mi nasip olmayacak? Hani bir yolu aşmaya çalışırsın da, sinekler, çalılar, dikenler şuranı buranı sürekli dürterek ve bazen de acıtarak yapışkan bir musibet gibi keyfini kaçırır. Türbanla ilgili ilk yasa Özal zamanında çıkarılırken, çarpıcı olmaktan kaçınan bir anlatımla, yanlış demiştim. Devlet, boyun kısmının örtülmesi tarzındaki ifadelerle yasa düzenleyemez. Örtünmenin tanımı devletin işi değil. Laikliğe aykırılık gerekçesiyle iptal edilir, haksız da olmaz. Şimdi çene altı var. Nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Laik devlet bazı sınırlamalar getirirken, o konuda dinin ne dediğini dikkate almak zorunda değildir. Ama dinin dediklerine müdahale etmek, yani muhtevasını herhangi bir noktada belirlemek laik devletin yetkisinde değildir. Bunu da Anayasa Mahkemesi'nin iptal etmesi şaşırtıcı ol...</description><author>editor</author><category>Okunma: 187</category><pubDate>04-Şub-2008 10:09:06</pubDate></item><item><title>Önce sevgi...</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=16</link><description>Benim bir tane Down Sendromlu yeğenim var. Şu an üç yaşında. Daha yürümüyor, konuşuyor ama anlaşılmıyor. Bizler onun için neler yapabiliriz? Hemen eve getirdiler Bir kitapta Down Sendromlu bir kızı olan yabancı bir aileyle ilgili olarak şunlar anlatılıyordu: Durum onlara anlatıldıktan sonra yeni doğan bebeklerini eve getirmeyip, bunun yerine enstitüde bakılması için hastaneye bırakmaya karar verdiler. Eve yeni doğan bebeklerini almadan dönünce, büyük oğullarına Down Sendromlu bebeğin problemlerini ve niçin eve getirmediklerini anlattılar. Bunun üzerine küçük çocuk ' Baba, eğer bana bir şey olursa ve artık güzel görünmezsem, bu beni de yollayacaksınız anlamına mı geliyor?' diye sordu. Bunun üzerine aile hemen gidip yeni doğan çocuklarını eve getirdi. Muhteşem ödüller bekliyor Down Sendromlu bir çocuğu yetiştirmenin kolay olduğunu söyleyemeyiz ama normal bir çocuğu da yetiştirmek kolay değildir. Gerçek şu ki çok zor bir uğraş ama bu size muhteşem ödüllerle geri dönecektir. Down Sendromlu...</description><author>editor</author><category>Okunma: 399</category><pubDate>04-Şub-2008 10:04:27</pubDate></item><item><title>Hani dinciler öldürmüştü!</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=15</link><description>Ergenekon Çetesinin bağlantıları ve isnat edilen cinayetler ve suiistimaller gerçekten çok korkunç boyutlarda. Hiç şüphesiz ki son sözü yargı söyleyecektir.Ne var ki, bu bizim medyaya yansıyan miktarı ile ilgili yorum yapmamıza mani değildir. İddialara göre, Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu'nu öldürtenler, Danıştay baskınını düzenleyerek bir yargıcımızın ölümüne sebebiyet verenler ve Cumhuriyet yazarı A. Taner Kışlalı'yı katledenler de bunlar imiş. Sormak gerekiyor birilerine. Sahi, bu cinayetleri işleyenler dinciler değil miydi? A. Taner Kışlalı'yı, Laik rejimi yıkmak isteyen gericiler hunharca katletmemiş miydi? Sahi, Hablemitoğlu Fethullahçı yapılanmayı deşifre ettiği için (!) yine bir başka rejim düşmanı dinci grup tarafından hedef gösterilmemiş miydi!? Cenaze törenlerinde Kahrolsun Şeriat! diye slogan attırıp ortalığı velveleye vererek toplumu geren anlı-şanlı köşe yazarlarının yüzü kızarıyor mu acaba şimdi? Medya kalemşorlarımız, 28 Şubat döneminde Evet, düğmeye ben bastım diyecek kad...</description><author>editor</author><category>Okunma: 309</category><pubDate>02-Şub-2008 10:04:00</pubDate></item><item><title>Meleklerin aradıkları</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=14</link><description>Buharî’de yer alan bir hadis-i şeriften1 öğrendiğimize göre devriye gezen polisler gibi sokak ve caddelerde dolaşan melekler vardır. Bunlar Allah’ı zikreden, Onun isim ve sıfatlarını öğrenip Onu güzel sıfatlarıyla yâdeden insanları araştırır, gizli kameralarla filmlerini çeker, söz ve davranışlarını dakika dakika kaydederler. Onları bulur bulmaz da mânevî koruma polisleri gibi hemen etraflarını sarar, tâ dünya semasına kadar etraflarını kuşatırlar. Her şeyi gören ve bilen Allah bizlere de duyurmak için meleklerine sorar: “Kullarım ne diyorlar?” “Sübhanallah diyerek Seni noksan sıfatlardan tenzih ediyor, kemal sıfatlarıyla muttasıf olduğunu söylüyor; elhamdülillah diyerek her türlü övgünün Sana ait olduğunu, Allahüekber diyerek de büyüklüğünü ilân ediyorlar” diye cevap verirler melekler. Cenâb-ı Hak, “Onlar beni gördüler mi?” diye sorar. Melekler, “Hayır, vallâhi görmediler” diye karşılık verirler. Evet, onlar Allah’ı görmeden, sırf akıl ve kalp kabul edip görür gibi zikir ve ibadet etm...</description><author>editor</author><category>Okunma: 275</category><pubDate>02-Şub-2008 10:00:44</pubDate></item><item><title>Kabak dolmasına ameliyatsız çözüm</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=11</link><description> AK Parti-MHP işbirliğiyle, başörtüsü üzerindeki kara bulutlar bir parça dağılıyor. Artık, genç kızlar okullarına girerken, peruk artı bone artı tek hamlede çıkarılabilir ilginç başlık artı artı... diye giden aparatları yanlarında taşımak zorunda kalmayacaklar.Yahut kendilerini okulda açık, dışarıda kapalı gören arkadaşlarının yaşadıkları şoklar, küçük dilini yutmalar vb. bilumum 'ay çok şey oldum yaniieaaa' türü tepkilerden kurtulacaklar. Her şey daha net olacak. Ne görüyorsan o... Bütün bunlar önemli değilmiş gibi yapılamaz; bu adım hiç atılmamış gibi yapmak, insafa sığmaz. Fakat gönlümüzden daha fazlasının geçtiğini ifade etme hakkım olduğunu varsayıyorum. Üniversitede süren yasaklar, Anayasa Mahkemesi'nin 1989'da verdiği bir karara dayanıyordu; fakat mahkemenin bu kararı verirken '...kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak şekilde' davranması, Anayasa'nın 153. maddesine aykırılık teşkil ediyordu. Yasakları savunanlar hâlâ hukuksuzluğu ve keyfîliği mevcut Anayasa...</description><author>editor</author><category>Okunma: 166</category><pubDate>02-Şub-2008 09:52:38</pubDate></item><item><title>Demokratik iyimserlik</title><link>http://www.islamdefteri.net/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=10</link><description> Başörtüsü ve tabii beraberinde getirdiği giyim tarzı, entelektüel değerlendirme açısından, maddî-manevî az gelişmişliğin eseri olarak görülüyordu.Kırsal kesim şartları, İslâm'ın fazla bilgilenmeden geleneksel ve avamî seviyede benimsenmesi, böyle bir kıyafetin tercih sebebiydi bazılarına göre. Eskiye nazaran ilerleme vardı ama, henüz başörtüsünü aşacak kadar gelişememiştik. Eğitim yaygınlaştıkça, sanayileşme ilerledikçe, özellikle de kadınların okuması ve çalışması bir sosyal zaruret olarak ağırlığını hissettirdikçe, nasılsa başörtüsü de yerini çağdaş kıyafete bırakacaktı. Konu kendiliğinden kapanacaktı. Öyle düşünülüyordu; fakat öyle olmadı. Modernite halledecekti; ama beklenmeyen sürpriz bir gelişmeyle, başörtüsü modernitenin bir unsuru haline dönüştü! Yani, başörtüsü ile Bu özgürlük verilmesin, yahut kısıtlansın diyebilmek için demokratik bir gerekçe lazımdı. Ne adına kısıtlanacaktı? Bu talep son tahlilde, eğitim-özgürlük-üretim hakları talebiydi. Peki bazı insanların eğitim dışı v...</description><author>editor</author><category>Okunma: 198</category><pubDate>02-Şub-2008 09:48:54</pubDate></item></channel></rss>